|
|
29/4/2006 http://www.bigoo.ws/">
|
Erkekler daha çok intihar ediyor! neden
|
|
|
Hadım edilen Çinli'ye 62 bin dolar
|
|
Yarım tonluk adam!
|
|
Tarihin en ilginç intiharı!
|
|
|
|
Fransız bir adamın trajikomik intihar vakası.
1998'de bir Fransız oldukca karmaşık bi intihar girişiminde bulundu. Bir deniz kıyısında yüksek bir yamacın tepesine çıkıp boynuna bi ip bağladı, ipi de büyük bi kayaya bagladi. Sonra zehir içti ve kendini ateşe verdi. Uçurumdan atlarken de tabancayla kafasına ates etti! Ama devamı daha ilginç. Çünkü kurşun onu ıskalayıp ipi kesti, böylece adam suya düştugünde asılı kalmadı.Soğuk su yanan elbiselerini söndürmekle kalmadı aynı zamanda onu şoka sokarak yuttuğu zehri kusmasını sağladı. Sudan bir balikçı tarafından çıkarılıp hastahaneye götürülen adam orada hipotermi (vücut ısısının aşırı düşmesi)den dolayı öldü.. |
|
Meksika'da yaşayan, Dünya'nın en ağır insanı olduğu tahmîn edilen yarım tonluk adam, kilo vermesini sağlayacak ameliyat için İtalya'ya gidecek.
Tek başına ayakta duramayan ve son 5 yıldır yatağa bağımlı yaşayan 550 kiloluk Manuel Uribe'nin İtalya'ya gidebilmesi için özel bir uçak seferi gerekecek.
Doktorlar Uribe'ye, fazla kaloriler bağırsaklarda emilmeden yiyeceklerin sistemden çabucak geçmesini sağlayacak bir baypas ameliyatı uygulayacak. Ameliyatın bu ay başlarında olması planlanıyor.
Uribe, bu yıl başında Meksika televizyonuna çıkarak yardım çağrısında bulunmuş, bu vak'a ile ilgilenen İtalyan doktor Giancarlo De Bernardinis, bir tıp ekibiyle birlikte Meksika'ya giderek hastanın durumunu incelemişti. Doktorlar, ameliyattan sonra Uribe'yi daha makul bir kiloya (150 kilo) indirmeyi planlıyor. |
| Çin'deki bir hastanede 19 yıl önce yanlışlıkla hadım edilen bir kişiye yaklaşık 62 bin dolar tazminat ödenecek. Gazeteler, kuzeydeki Anşan kentinde yaşayan Dou Xueliang'in 1987'de cinsel organındaki bir enfeksiyon nedeniyle hastaneye gittiğini, ancak Dou'nun kanser olduğunu zanneden doktorların organın büyük bir bölümünü kestiğini yazdı. Cinsel işlevlerini kaybeden ve doktorların yazdığı çok sayıda ağrıkesici nedeniyle bağımlı hale gelen Dou'nun yıllardır devam eden hukukmücadelesi bu hafta son buldu. Liaoning mahkemesi, olaya karışan 3 hastanenin Dou'ya toplam 565 bin 101 yen (yaklaşık 62 bin dolar) tazminat ödemesine karar verdi. Bu rakam, genellikle aylık kazancı 1000 yeni geçmeyen bir Çinli için servet anlamına geliyor.
|
* insanin üç arkadaşi vardır
*biri ekmek gibidir
herzaman ihtiyacin vardır
*ikincisi ilaç gibidir
başın dara düştüğünde ararsın
*üçüncüsü mikrop gibidir
sen istemesende o seni bulur
|
Türkiye'de intihar eden erkeklerin sayısı kadınlardan daha fazla. Erkekleri geçim zorluğu, kadınları ise duygusal ilişki intihara itiyor.
Geçimsizlik ve sıkıntı Çalışmasında, intihar-cinsiyet ilişkisini incelerken, erkeklerin kadınlardan daha sık intihar ettiklerini gördüklerini belirten İçli, 'Cinsiyete göre intihar nedenleri incelendiğinde, aile içi geçimsizlik ve hastalık, kadınların en belirgin intihar nedeni olarak bulundu. Bunun yanında, geçim zorluğu erkeklerin, hissi ilişki ve istediği kimseyle evlenememe de kadınların intiharlarında sık görülen nedenler olarak saptandı' dedi.
Evli çiftlerde az görülür Evli nüfusta intihar oranının düşük oluşu, evliliğin intiharı azaltıcı bir rol oynadığını, ancak tümüyle engelleyemediğini gösteriyor. Genel olarak aile içi geçimsizlik nedeniyle intiharın yüksek olduğu bölgelerde, boşanmış kadın ve erkeklerin intihar oranı da yüksek bulunmuş. Eşi ölmüş erkeklerin intihar oranı da yükseklikleriyle dikkati çekiyor.
|
|
|
|
| |
 27/4/2006
Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor
Şehitler tepesi boş değil, Biri var bekliyor... Ve bir göğüs nefes almak için Rüzgar bekliyor Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye, Yattığı toprak belli, Tuttugu bayrak belli, Kim demiş Meçhul Asker diye?
Destanını yapmış , kasideye kanmış... Bir el iki ahretten uzanmış, Edeple gelip birer birer Öpsün diye faniler.
Öpelim temizse dudaklarımız... Fakat basmasın toprağına Temiz degilse ayaklarımız.
Rüzgarını kesmesin gövdeler Sesinden yüksek çıkmasln Nutuklar, kasideler!
Geri gitsin alkışlar geri... Geri gitsin ellerin Yapma çiçekleri!
Ona oğullardan, analardan Dilekler yeter... Yazln sarl, kışın beyaz Çiçekler yeter.
Söyledi söyleyenler demin... Gel süngülü yiğit, alkışlasınlar, Şimdi sen söyle, söz senin!
Şehitler tepesi boş değil, Toprağını kahramanlar bekliyor... Ve bir bayrak dalgalanmak için Rüzgar bekliyor.
Destanı öksüz, sükutu derin Meçhul Askerin Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye, Yattığı toprak belli, Tuttuğu bayrak belli... Kim demiş Meçhul Asker diye?
FETİH MARŞI
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek; Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek; Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek
Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın ? Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Sen ne geçebilirsin yardan, anadan, serden.... Senin de destanını okuyalım ezberden... Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...
Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın... Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini... Göster : Kabaran sular nasıl yıkar bendini ? Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini
Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın; Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır. Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır. Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!
Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan ! Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan ....
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın; Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!
Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin ! Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın! Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...
Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın ? Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.! Zayıfım Sanma
Ya Allah,deyince yedi zinciri Kıracak güçtesin, zayıfım sanma. Fikir koşusunda çok dingişleri Yoracak güçtesin, zayıfım sanma.
İlmi azık eyle,sabırı silâh; Gittiğin Hak yoldur,yardımcın Allah; Kırk geceden sonra kırk milyon sabah Görecek güçtesin, zayıfım sanma.
Sevda kelep kelep, kin deste deste; Eller tetikdedir, kulaklar seste; En uzak menzile iki nefeste Varacak güçtesin, zayıfım sanma.
Günahkar ne orman, ne balta, ne sap; Akıl yor.. müşkülü halletmez âsap; Mazlumlar adına zalimden hesap Soracak güçtesin, zayıfım sanma.
Kötülük beklenmez yiğitten, mertten Milletim sizinle kurtulur dertten; Haini, zalimi mübarek yurttan Sürecek güçtesin, zayıfım sanma.
Vaktiken çadır kur aşk diyarına; Her şeyin sahibi sensin yarına; Yumruğu TÜRKLÜĞÜN düşmanlarına Vuracak güçtesin, zayıfım sanma.
20/4/2006
Bayrak
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü Kızkardeşimin gelinligi, şehidimin son örtusü. Işık lşık, dalga dalga bayrağım, Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sana benim gözümle bakmayanın Mezarını kazacağım. Seni selamlamadan uçan kuşun Yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku ne keder... Gölgende bana da, bana da yer ver! Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar! Yurda, ay-yıldızının ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün Kızıllığında ısındık; Dağlardan çöllere düşürdüğü gün Gölgene sığındık.
Ey şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalı; Barışın güvercini, savaşın kartalı... Yüksek yerlerde açan çiçeğim; Senin altında doğdum, Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, herşeyim; Yer yüzünde yer beyen: Nereye dikilmek istersen Söyle seni oraya dikeyim!
|
Bunlara verilen her para islamiyete sıkılan bir kurşun savunmasız insanlara
yapılan eziyettir lütfen!
|
|
|
|
ISTE KATILLERIN ÜRÜNLERI
LÜTFEN YARDIM EDIN

| 19/4/2006
|
En yaygın kan grubu A Rh pozitif
|
|
Erkekler mi, kadınlar mı daha şanslı?
|
|
Türklere mahsus ölümler!
|
|
|
* Kurban bayramında kaçan koçların boynuzlarını bir yerlerine sokması sonucu ölüm (K.Maraş'ın Çoğulhan Kasabası).
* Mideye kaçan sineği öldürmek için ağza Sheltox sıkmak suretiyle ölüm (İstanbul/Sultanbeyli)
* Bir arabaya 11 kişi binip viyaduğe uçmak (Molla Gürani Viyadüğü/İstanbul)
* Katta olmayan asansöre binme teşebbüsü (Ali Kırca/Kuruçesme'deki evinde; sadece yaralanma).
* Balkona 50 kişi çıkılması sonucu balkonun çökmesiyle oluşan toplu ölüm. (Dudullu'da bir Köy nişan töreninde).
* Ormanda zehirli mantarları ailece yiyerek," anaa ne guzel!" deyip akşama evde ölü bulunan Türk ailesi (Datça'da).
*Yatağındaki tahtakurusu veya bilimum haşeratı öldürmek için yatağı ilaçladıktan biraz sonra uykuya dalarak göçmek (Bodrum/Yalıkavak Köyü).
* Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı ayağını silkeleyerek çıkarmaya çalışan kişinin, elektrik çarptığını sanan yardımsever bir laz tarafından kafasına kürek, kalas vb vurularak ölmesi. (Rize/Ardeşen Kasabasi/Tunca Köyü'nde).
* Yolda mutlu, mesut yürürken kafaya balkon düşmesi (Gene Dudullu'da).
* Para çekmek amacıyla girilen bankamatik gişesinde elektrik çarpması sonucu ölüm. (Ziraat Bankasi, Bozcaada Şubesi)
* Trafik kazasından yaralı olarak kurtarılıp, hastaneye kaldırılırken ambulansın kaza yapması sonucu ölüm. (Ülkemizin bir çok şehrinde)
*Alkollü durumda TEM otoyolunda seyreden bir araçtaki beş kişinin; süper fm'de çalmaya başlayan oynak bir şarkı sonrası aracı sağa çekmesi ve Otoyol da göbek atmaya başlaması üzerine 5 kişiden 3'ünün ayrı ayrı araçların çarpması sonucu ölümü (Adapazar/Hendek).
| |
Erkekler ve kadınlar arasındaki farklılıklar ve bu farkların sağladığı yararları hiç düşündünüz mü? Aşağıdaki liste oluşturulurken biraz espri katılmış ancak söylenenlerin doğruluk payı da hayli yüksek... KADINLARA GÖRE ERKEKLERİN AVANTAJLARI... * Tüm uzaktan kumandaların hakimisiniz. * Filmlerde hep kadınlar soyunuyor. * Bavulunuzu hazırlamak, sadece "reklamlar" kadar sürüyor. * Hayat boyu sürecek, gerçek bir dostunuz var: Futbol. * Sürekli arkadaşlarınızın seks hayatını analiz etmek zorunda değilsiniz. * Şişmanlamak sizi fazla üzmüyor. * Göğsünüzü, sutyene sıkıştırmak zorunda değilsiniz. * Başvurularda, kalçalarınızın bir önemi yok. * Sürekli bir sürü lüzumsuz şeyin içinde bulunduğu bir çanta taşımak zorunda değilsiniz. * Tuvalete yalnız gidebiliyorsunuz. * Bulaşıkları yıkamayı karınıza bırakabiliyorsunuz. * Erotik çamaşırlarla dolaşmanızı bekleyen yok. * Külotlarınızın üçünü 5 YTL'ye alıyorsunuz. * Çiçek vererek, her hatanızı düzeltebiliyorsunuz. * Hamilelikte oluşan çatlaklarla uğraşmıyorsunuz. * Biriktirdiğiniz parayı silikon ya da yağ aldırmaya harcamanız gerekmiyor. * Bir ayakkabı dolabına ihtiyacınız yok. Çünkü sadece iki çift ayakkabınız var. * "Yeni saçımızı fark eden oldu mu?" diye kaygınız yok. * Saçınıza düşen aklar ve yüzünüzde beliren kırışıklıklar sizi daha çekici hale getiriyor. * Ormanda tuvaletinizi yaparken, poponuzu karıncalar ısırmıyor. * Migren taklidi yapmanıza gerek yok. Çünkü sizin canınız her zaman istiyor. Çorapların kaçması gibi bir sorununuz yok. ŞİMDİ SÖZ ERKEKLERDE... * 30 yaşından sonra tepenizdeki saçlar dökülmeye başlamıyor. * Birden fazla uyarılma noktasına sahipsiniz. * Burun ve kulaklarınız kıllarla kaplanmıyor. * Aylık giderinizin bir bölümünü erotik dergilere ayırmak zorunda değilsiniz. * Hem duygularınız var, hem de bunlar hakkında konuşabiliyorsunuz. * Ne kadar içerseniz için, kemerinizi asla bira göbeğinin altından bağlamak zorunda değilsiniz. * Doğuştan doğru hediyeyi verme yeteneğiniz var. * Meşrubat kolilerini 6'ncı kata kadar kendiniz taşımak zorunda değilsiniz. * İstatistiklere göre, siz kocanızdan 7 yıl daha uzun yaşayacaksınız. * Otomobilin patlayan lastiğini değiştirmeyi bilmek zorunda değilsiniz. * Yuvarlak meşin olmadan da hafta sonunun tadını çıkarabiliyorsunuz. * Sinemada gözyaşlarına boğuldunuz diye utanmanıza gerek yok. * Ömrünüzün 2 bin 600 saatini tıraş olarak harcamıyorsunuz. * Yatakta başarısız olma durumunuz yok. * Umumi tuvaletlerde herkes sizi izlemiyor. * Kariyer yapmak zorunda değilsiniz. * Komşunuza en büyük sırlarınızı bile anlatabilme gücüne sahipsiniz. * Anne olmanın tadına varabiliyorsunuz.
| |
Türkiye'de halkın yüzde 39'unun taşıdığı A Rh pozitifin en yaygın kan grubu, yüzde 1'inin taşıdığı AB Rh negatifin ise en az rastlanan kan grubu olduğu ortya çıktı.
İşte Türkiye'nin kan grubu haritası. Türkiye Kızılay Derneği, kan bağışını artırmak amacıyla yürüttüğü kampanya çerçevesinde halkı bilgilendirici broşürler bastırdı. Türkiye'de kan gruplarının görülme sıklığına yer verilen broşürlere göre, halkın yüzde 39'u A Rh pozitif, yüzde 29'u 0 Rh pozitif, yüzde 14'ü B Rh pozitif, yüzde 6'sı A Rh negatif, yüzde 5'i AB Rh pozitif, yüzde 4'ü 0 Rh negatif, yüzde 2'si B Rh negatif, yüzde 1'i de AB Rh negatif kan taşıyor. SIK SORULAN SORULAR Broşürlerdeki kan bağışıyla ilgili sık sorulan sorular ve yanıtları da şöyle: -Kimler kan bağışlayabilir: 18-65 yaş arası önemlibir sağlık problemi bulunmayan, vücut ağırlığı 50 kg'ın üzerinde olan kişiler. -Ne sıklıkla kan verilir: Bağışlar arasında en az 2 ay ara olacak şekilde senede 4 kez kan bağışlanabilir. -Kan bağışlamaya gelirken yanımda ne getirmeliyim: Resmi kimlik belgesi yeterlidir. -Kan bağışı ne kadar zaman alır: Kayıt, muayene, kan verme ve ikram işlemlerinin hepsi 30-35 dakika sürer. -Acı hisseder miyim: Evet. Ama sadece iğne cildinizi geçerken ağrıhissi duyarsınız. İğnelerin uç keskinliği ve eğimi ağrıya en az neden olacak şekilde tasarlanmış, silikonla kaplanmıştır. -Her bağışımda form doldurmam gerekli mi: Evet. Formdaki sorulara vereceğiniz samimi ve doğru cevaplar yapılacak tüm tarama testlerindendaha geçerlidir. -Vücudumda ne kadar kan var: Erişkin bir insanda ideal kilosunun yüzde 8'i kadar kan vardır. Pratik olarak 5 bin-6 bin mililitre olarakhesaplanır. -Ne kadar kan alınıyor: 405-495 mililitre. -Sarılık geçirdim kan bağışlayabilir miyim: B ve C tipi sarılık geçirenler hiçbir zaman kan bağışı yapamaz. -Kan bağışlandıktan sonra herhangi bir değişiklik hisseder miyim: Tavsiyelere uymuşsanız yarım saat içinde günlük aktivitelere dönebilirsiniz. Ancak aşırı dikkat gerektiren ve güç harcanan meslek sahiplerinin kan bağışladıkları gün dinlenmeleri tavsiye edilir. -Kanım kullanılmadan önce test ediliyor mu: Mutlaka! AIDS, C ve B tipi sarılık, frengi ve kan grubu testi her bağışta yapılır. Ancak herhangi bir şüphe üzerine test yaptırmak amacıyla kan bağışlayanlara bundan vazgeçmeleri öneriliyor. -Test sonuçlarım pozitif bulunmuşsa ne olur: Paniğe kapılmayın. Budurumda doğrulama testleri yapılarak kan merkezi doktorunca size bilgiverilecek. -Kansız kalır mıyım: Hayır. Bağış öncesi yapılan test sonucu kan düzeyi düşük bulunan kişilerden kan alınmaz. -Kilo alıp verir miyim: Hayır. Kan bağışının bilimsel olarak kanıtlanmış bu tür yan etkileri yoktur. -İlaç kullanıyorum kan bağışlayabilir miyim: Bazı ilaçlar kan bağışı için engel oluşturabilirler. Bu durum bütün ilaçlar için geçerli değildir. Lütfen kullandığınız ilaçları kan merkezi doktoruna bildirin. -Kan bağışı yapmak alışkanlık veya bağımlılık yapar mı: Bilimsel olarak kan bağışının bağımlılık yaptığını gösteren bir çalışma yoktur. -Kan bağışladığım zaman AIDS veya herhangi bir hastalık bulaşır mı: Kan alımı işlemindeki iğneler tek kullanımlık ve sterildir. Bu nedenle herhangi bir hastalığın bulaşma riski yoktur. KAN BAĞIŞLAYANLAR NELERE DİKKAT ETMELİ Broşürlerde kan bağışlayanlara yönelik şu önerilerde bulunuluyor: -Kan alındıktan sonra 30 dakika geçmeden sigara içilmemeli, -Kan alınan kolunuzla ilk birkaç saat ağır bir şey kaldırmayın, -İlk 4 saat her zamankinden daha fazla sıvı alın, -Bir sonraki öğünden önce alkollü içecek almayın, -Aynı gün ağır spor hareketleri yapmayın, sauna ve hamam gibi sıcak ortamlarda bulunmayın, -Ağır ve aşırı dikkat gerektiren işlerde çalışanlar 24 saat dinlenin, -Baygınlık hissi, baş dönmesi olursa bir yere uzanın ve başınızı iki dizinizin arasına alacak şekilde oturun.
|
|        
16/4/2006
sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğiniburası benim vatanım
ölmek de yaşamak da
benim hakkım
ve en çok bundan dolayı
sana burasını cehennem
bana yine cennet vatan yapacağım
sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini
yaşadığın her an
mahşer menzilimdesin
soluk aldığın her an
mahşer menzilimdesin
sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini
burası benim vatanım
camiler kenti: felluce
ben bağımsız yaşarım
ben anasız yaşarım
ben babasız yaşarım
ben oğulsuz yaşarım
ben kızım olmadan yaşarım
ama vatansız yaşayamam
sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini
unutma
benim öldüğüm yer de vatanım
ya senin
ve sen
petrolsüz yaşayamazsın
yapamazsın yaşayamazsın
öfken hayalet öfkem gerçek
öfkem gerçek öfken hayalet
ölmek ve öldürmek benim için onur
senin için utanç
senin için yüz karası
sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini
sen uyut dünya uyusun
sen uyut insanlık uyusun
ama ben uyanığım
ama ben direneceğim
işte kefenim bedenim
sana bir sır söyleyeceğim aç yüreğini
sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini
mahşer menzilindesin
mahşer menzilindesin
sana bir sır söyleyeceğim
aç yüreğini
bayram bağımsızlığımladır
T. Asi BALKAR
|
|
geceye hüzün yağdı
geceye hüzün yağdı ıslandık ikimizde bedeller ödeyerek imkansızı zorladık derin bir yara oldu bu sevda kalbimizde düşünce kalkmasını beceremedik yazık geceye hüzün yağdı ve ikimiz ıslandık
hayallerimiz tutsak geçmişin çizgisinde saplanmış kalbimize umudun kırıkları ayrılığın hükmü var son veda ezgisinde kulağımızda oses sevginin çığlıkları saplanmış kalbimize umudun kırıkları
sevgi yetmedi bize sonsuzu arzuladık koştuk kanter içinde umutların peşinde yolumuz birleşmişken sevginin köşesinde düşünce kalkmasını beceremedik yazık geceye hüzün yağdı ve ikimiz ıslandık
giderim
ve birgün uzaklarda açarım gözlerimi ne sana ait bir iz nede hatıran kalır aşıkların kalbine yükleyip kederimi giderim.peşim sıra bu şehre hicran kalır
sana mahkum kalbimi kanatsada bu veda içimdeki mevsimler solup hazan olsada daha fazla yıkmadan gururumu bu sevda giderim.neye yarar canımdan bir can kalır
intihara meyilli sana ait duygular keser can damarımı hep sana doğru akar üzerimden kokunu söküp atana kadar giderim.sana cihan banada zindan kalır
giderim.ardım sıra bu şehre hicran kalır giderim.neye yarar canımdan bir can kalır giderim.sana cihan bana da zindan kalır bana ölüm sana da kara bir vicdan kalır
Görmesini Bilen Gözler
Küçük kız, kendini bildiği günden beri annesinden büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle, pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı. Ona göre; nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik yavrusuydu her zaman. Ama ilk okula başlayınca işler değişti. Arkadaşları onun hiç de güzel olmadığını, hatta çirkin bile sayıldığını söylemekteydi. Küçük kız, ilk önceleri onlara inanmadı çünkü herkes birbirini kıskanıyordu. Ama bir kaç yılda gerçeklerle yüzleşti. Annesinin bir pamuğa benzettiği yüzü, çiçek bozuğu bir cilde sahipti. "Badem" dediği gözleri ise şaşıydı. Vücudu da bir serviyi andırmıyordu. Demek ki, annesi onu aldatmış ve yıllar yılı çekinmeden yalan söylemişti.
Genç kızın anne sevgisi, kısa bir süre sonra nefrete dönüştü. Evlenme çağına gelmiş olmasına rağmen yüzüne bakan yoktu. Üstelik de gözleri, bütün tedavilere rağmen düzelmiyordu. Genç kız, doktorların gizlice yaptığı konuşmalardan kör olacağını anladığında çılgına döndü ve kendisini hâlâ çocukluk yıllarındaki ifadelerle seven annesinin bu yalanlarına dayanamayıp evi terk etmeye karar verdi. Fakat annesi, uzak bir yerde iş bulduğunu söyleyerek ondan önce davrandı ve kazandığı paraları bir akrabasına gönderip, kızına bakmasını rica etti. Genç kız bir süre sonra görmez oldu. Karanlık dünyasıyla baş başaydı. Bu arada annesini hiç merak etmiyordu. Yalancıydı annesi, ölse bile bir kayıp sayılmazdı. Bir gün doktorlar, uygun bir çift göz bulduklarını söyleyerek kızı ameliyat ettiler.
Ancak o, gözünü açtığında yine aynı yüzü görmekten korkuyordu. Fakat kör olmak zordu. En azından kimseye yük olmazdı. Genç kız, ameliyat sonunda aynaya baktığında, müthiş bir çığlık attı. Karşısında bir dünya güzeli vardı.
Gerçekten de harika bir kızdı gördüğü. Yüzündeki bozukluklar tamamen kaybolmuştu. Çok kemerli olan burnu düzelmis, kepçe kulakları normale dönmüş ve yaban otlarını andıran saçları, dalga dalga olmuştu. Genç kız, yanındaki yaşlı doktora sevinçle sarılarak: "Sanki yeniden dünyaya geldim!" dedi. "Yüzümde hiçbir çirkinlik kalmamış, estetik ameliyatı siz mi yaptınız?" Yaşlı doktor: "Böyle bir ameliyat yapmadık kızım!." diye gülümsedi. Annenin bağışladığı gözleri taktık. Sen, onun gözünden gördün kendini!."
7/4/2006
- bir bahar yetemi bu zorlu kışa
- sensiz geçen baharları al getir
- kat baharı yüzündeki nakışa
- zeytin gözün al dudağın bittiği
- saçlarınca kokan tek bir dal getir
5/3/2006
YUNUS EMRE
Kaç mevsim bekleyim daha kapında,
Ayağımda zincir, boynumda kement?
Beni de, piştiğin belâ kabında,
O kadar kaynat ki, buhara benzet!
Bekletme Yunus'um, bozuldu bağlar,
Düşüyor yapraklar, geçiyor çağlar;
Veriyor, ayrılık dolu semalar,
İçime bayıltan, acı bir lezzet.
Rüzgâra bir koku ver ki, hırkandan;
Geleyim, izine doğru arkandan;
Bırakmam, tutmuşum artık yakandan,
Medet ey dervişim, Yunus'um medet!
Necip Fazıl KISAKÜREK
18/2/2006

MEHTER MARŞI
Gafil ne bilir neşe-i pür şevk-i vegay-ı
Meydan-ı celâdetteki enver-i sefayı
Meydan-i gazâ aşk ile tekbirler alınca
Titrettiğinde rûy-i zemin arş-i semâyı
Allah yoluna cenk edelim, şan alalım şan
Kur'an'da zafer vâdediyor Hazret-i Yezdân
Farz eyledi Halak-u cihan harb-i cihâdı
Hep cenk ile yükselmede ecdadımın adı
Dünyaları feht eyleyen ecdadımız elhak
Âdil idi hıfz eyler idi hakkı ıbâdı
Allah yolunda cenk edelim, şan alalım şan
Kur'an'da zafer vâdediyor Hazret-i Yezdân
Ben Yitirdim Ben Ararım Canım Erenlere Kurban Gel Beni Ağlatma Şah'ım Şem'e Düşen Pervâneler Uykudan Uyanmış Şahin Bakışlım
|
|

|